Can Yürümek İçin Yazıldı

“Prof. Dr. Haydar Baş: Hakikate Adanmış Hayat”ı okuyanlar bir biyografi okumadı.

Bir kapıdan girdiler.

Bir ömrün nasıl adandığına, bir fikrin hangi bedellerle taşındığına şahit oldular.
Bir insanı değil; bir istikameti tanıdılar.

Fakat her tanıklık bir sorumluluk doğurur.

Bir hayatı bilmek yetmez.
O hayatın açtığı yolu yürüyenlerin olup olmadığı asıl meseledir.

Hakikat anlatılarak korunmaz.
Hakikat yürünerek yaşatılır.

Can bu yüzden yazıldı.

Bir roman olsun diye değil.
Bir karakter üretmek için değil.
Edebî bir metin kuralım diye hiç değil.

Can yürümek için yazıldı.

Çünkü bir dava sadece kürsülerde savunularak kalıcı olmaz.
Bir tez yalnızca kitap sayfalarında yaşayamaz.
Bir mücadele hatıralara hapsedilirse zamanla donar.

Bir fikir ya nesillere geçer,
ya da tarihe karışır.

Yol, Haydar Baş’ın kabrinden başlar.
Sessiz bir yüzleşmede.

Hacıbektaş’ta derinleşir.
Velayet yoluyla iç muhasebeye dönüşür.

Anıtkabir’de istikamet kazanır.
Cumhuriyet’in kurucu iradesiyle doğrulur.

Bu bir gezi değildir.
Bu bir bilinç hattıdır.

Bu hat;

antiemperyalist bir duruşun,
ekonomik ve siyasi bağımsızlık idealinin,
millî mücadele ruhunun,
Cumhuriyet’in egemenlik anlayışının
ve velayet merkezli manevî derinliğin

tek bir çizgide birleştiği yürüyüştür.

“Can” bir kişi değildir.

Bir sorudur.
Bir arayıştır.
Bir boşluktur.

Ve o boşluk bugünün gençliğinde vardır.

Batı’da eğitim almış bir zihnin,
velayet yoluyla temas ettiğinde yaşadığı sarsıntıdır bu.

Ezberlerin kırılışıdır.
Bağımsızlığın slogan olmaktan çıkıp varoluş meselesine dönüşmesidir.

Bu kitabı neden okumalısınız?

Çünkü bir fikrin geçmişini bilmek yeterli değildir.
Onun gelecekte nasıl yaşayacağını görmek gerekir.

Çünkü bir dava sahibini kaybedebilir;
ama gençliğini kaybederse yarınını kaybeder.

Bu bir satış çağrısı değildir.

Bu bir taraf seçme çağrısı da değildir.

Bu bir bilinç çağrısıdır.

Bir fikri alkışlamak kolaydır.
Onu taşımak zordur.
Onu yürütmek daha da zordur.

Hakikate Adanmış Hayat bir kapıydı.

Can o kapıdan çıkan adımdır.

Şimdi soru şudur:

Kapıyı aralayıp geri mi döneceksiniz,
yoksa o kapıdan geçip yola mı düşeceksiniz?

Çünkü bazı kitaplar okunur.

Bazıları ise insanı yerinden kaldırır.

Can okunmak için değil, yürünmek için yazıldı.

Ve bu yürüyüşte asıl değişen,
romandaki genç değil —

okuyanın kendisidir.

Can Yürümek İçin Yazıldı
Başa dön