İRAN VURULDU.
Ali Hamaney başta olmak üzere bütün liderleri şehit edildi.
Ama beni asıl şaşırtan İran değil.
Türkiye’de bazı Müslümanların bu saldırıya sevinmesi.
Siyonist bombalar düşerken bazı sarıklı kafaların içinden adeta sevinç nidaları yükseliyor.
İşte o gün bir şeyi daha net anladım:
Bizim meselemiz sadece dış düşmanlar değil.
Asıl mesele iman meselesi.
Sanırım artık Müslüman–Mü’min ayrımını yapmak gerekiyor.
Müslüman, İslam kapısından içeri girene denir.
Mü’min ise o kapıdan girdikten sonra yürüyene, gereğini yerine getirene denir.
Peygamber Efendimiz (as) şöyle buyurur:
“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede; bir organı rahatsızlandığında diğer organları da bu acıyı paylaşan bir beden gibidir.”
Peki bugün etrafımızda böyle Müslümanlar görüyor muyuz?
Hayır.
Neden?
Çünkü gördüklerimiz mü’min değil.
Mü’min değilse münafık veya fasıktır.
Bu kadar net.
Başlarında takke veya sarık, üstlerinde cübbe olduğu hâlde bir Müslüman, Yahudi ile Hristiyan ile aynı tarafta olur mu be kardeşim?
Evet, İran’ın eksikleri olabilir.
Yönetim olarak yanlışları olabilir.
Ama bugün bunları konuşma günü değil.
Bugün kardeş İran’ın yanında olma günüdür.
Öldürülen 200 masum çocuğun yanında mısın?
Geceleri uyurken uykun kaçtı mı?
Ali Hamaney ve ailesinin katli karşısında sevinç mi duydun, yoksa derin bir üzüntü mü?
Kalbini yokla.
Mü’min misin değil misin?
Check et kendini!
Adam güya hoca…
“Bu savaşın bir tarafı olmak zorunda değilim” diyor.
Bunların dedeleri de dün Mustafa Kemal’in verdiği Kurtuluş Savaşı’nda tarafsız kalmış olmalılar.
O yüzden bugün rahatça Atatürk düşmanlığı yapabiliyorlar.
Ben “sen nasıl hocasın?” demiyorum.
Sen nasıl Müslümansın?
İşte böyle hoca…
Siyonist hoca.
İskilipli ne kadar hocaysa, bunlar da o kadar hoca.
“İran’dan, Ali Hamaney’den bize ne?” diyemeyiz.
Çünkü düşmanlarımız açık açık söylüyor:
İran’dan sonra sıra Türkiye’de.
Allah korusun…
Türkiye bombalandığında,
bizim yöneticilerimiz katledildiğinde,
“Bize ne mi?” diyeceğiz?
Parti nefretimiz mi galebe çalacak?
Yoksa
“Benim ülkemin bir tavuğunu bile ecnebiye yedirmeyiz!”
mi diyeceğiz?
Bugün ülkemizin bütün kaynakları ecnebilere peşkeş çekilmiş durumda.
Bu ayrı konu.
İran peşkeş çekmediği için ambargolar altında eziliyor ve bugün vuruluyor, işgal edilmek isteniyor.
İran toprağında ABD askeri yok.
Türkiye’de var.
İran’dan daha kötü durumdayız.
Bunu da not edelim.
Prof. Dr. Haydar Baş, yakın tehlikeyi gördüğü için onlarca yıl boyunca Ehl-i Beyt kurultayları düzenledi.
Meydanlarda şöyle haykırdı:
“Şii, Caferi, Alevi kardeşlerimizin kalplerini Sünni kardeşlerimize açacağız.
Sünni kardeşlerimiz de kalplerini Şii, Caferi, Alevi kardeşlerimize açacaklar.
İnşallah hepimiz bir bilek, bir yürek olacağız.”
Ama Siyonist sever Sünni kafalılar ne dediler?
“Haydar Baş Alevi oldu.”
“Haydar Baş Şii oldu.”
Kınayıcının kınamasından korkmadan
“Keşke olsam!”
diyen bir yiğitti Haydar Baş.
Dün İsrail’e karşı Esad düşmesin diye bu konuşmaları yaptı.
Haydar Baş’ın vuslatından sonra…
Nasrallah şehit oldu.
Lübnan düştü.
Suriye düştü.
Yahya Sinvar gitti.
Gazze düştü.
Şimdi İran düşüyor.
Biz diyoruz ki:
“İran düşerse Türkiye düşer.”
Onlar ne diyor?
“Trump bizi seviyor.”
Evet…
Trump da sizi seviyor,
Netanyahu da.
Çünkü onlar Müslüman sevmez.
Öyleyse siz nesiniz?
Kasım Süleymani şehit oldu,
“Ateşi bol olsun” dediler.
Nasrallah şehit oldu,
“İyi oldu” dediler.
Ali Hamaney şehit oldu,
benzer sözleri tekrar ediyorlar.
Onlar sevdikleri İmam Ali’ye gittiler.
Onları şehit edenlere sevinenler ise hiç merak etmesin…
Netanyahu ile Trump ile aynı yere gidecekler.
Cübbeli bir arkadaş diyor ki:
“Yahudi ile uğraşmaya gelmez.”
“Uğraşırsanız ekonominiz batar.”
Nedense çok tanıdık cümleler.
İskilipliler, Nursiler gibi İngiliz severler ne derlerdi Kuvvacılar için?
“Yunan’a karşı koyarak İngiliz’i kızdıran Kuvvacıların kanı, kâfir kanı gibi helaldir.”
Zihniyet değişmiş mi?
Hayır.
Müslümanlık bu değil.
Ve ne yazık ki emperyalizme, Siyonizme karşı hiçbir hazımsızlığı olmayan bu sunilikler artık bir milli güvenlik sorunudur.
Yangında ilk kurtarılacaklar listesi vardır bilirsiniz.
Muhtemel bir işgalde de ilk susturulacaklar listesi olmalı.
Aksi hâlde bu süslü keklikler öter…
Ve bütün kekliklere zalim avcıyı sevimli gösterirler.
Milli direnç diye bir şey kalmaz.
Bu böyle biline.
İman önce bir “La” ile başlar.
Zalime “La” demeden,
emperyalizme “La” demeden,
Siyonizme “La” demeden
kimse “illallah” diyemez.
Ama bugün görüyoruz ki
bazı Müslümanlar “Allah” demeyi biliyor
ama “La” demeyi bilmiyor.
Emperyalizme “hayır” demeyen, istediği kadar Allah desin,
uşak olmaktan kurtulamaz.
“ABD’nin öyle silahı var ki…” diye başlayan korkutma cümleleri kuruyorsan,
zaten ilahını seçmişsin.
Git secde et…
Korktuklarını kutsa.
Belki seni onlar korur.