“Yine vakvakladı…”

Ebusu-it’ler başlıklı yazımdan bir paragrafla başlamak istiyorum:

…Haçlı seferine çıkan Batı dünyası, Müslümanları avlamak için nasıl da kekliklerini öttürüyor?

Kimisi Türkiye’den, kimisi Arabistan’dan, kimisi de Mısır’dan ötüyor. Zalim Batı ise “kafeste vakvaklayan besili keklikler” sayesinde İslam dünyasını avlıyor…” diye yazmıştım.

İşte besili bu kekliklerden birisi daha öttü… Beslendiği kafesten… Bu ise çok uzaklarda, Atlantik’ten… Besili kekliklerin en tehlikeli olanıdır. Bunun sesi ve ötüşü öbürlerinden farklı, bu yüzden olsa gerek kekliklerin en pahalısı! … Öttüğü zaman tehlike büyük demektir… Öttüğüne göre avcı yine “Altın” vuruşunu yapmak üzere…

Ne öttü dersiniz? Barışta hayır varmış…” Kim barışta şer vardır, diyor ki? Peki, kiminle barış yapmada hayır varmış? Dikkat buyurun lütfen İmralı ile…

Peki, bu barışı, Suriye yönetimi ile yapsak olmaz mı? Olmaz… Çünkü Suriye yönetimi İsrail düşmanı… Bu sebeple bu yönetimin gitmesi gerek… İsrail’in düşmanı bir yönetimin ayakta durması şer! Ama PKK Büyük İsrail’in atlı kolu…

Bu kişiye göre Türkiye, bir yandan Müslüman Suriye halkının yönetimini devirmeye çalışan isyancı teröristlere yardım ederken, öbür taraftan kendi devletine bölmeye çalışan teröristlerle de barış yapmalı. Bunda da hayır varmış!

Kendi nursuz kanalları her gün vatanını ve ülkesini tecavüzlere karşı korumaya çalışan Esad’ı zalim ilan ederken, teröristlerin yaptığı katliamları Esad’ın üstüne atarken, aklına barış gelmiyor bu efendinin.

“Seni gidi Atlantik’in nursuzu seni…”

Nedir bu ülke insanının ve İslam dünyasının sizden çektiği… Geçmişte Amerika ile olma adına zırvaladıkları hepimizin malumu. “Amerika’ya rağmen bir şey olmaz, Amerika ehvenişerdir…” Ehvenişerleri bu ise bunlara göre acaba şer nedir? Şer de Esad oluyor ya da vatanını müdafaa eden herkes…

Müslümanları tam yüz yıldır, siyasetten uzak tuttu bunlar. Yahudiler ve Hıristiyanlar işlerini iyi görsünler diye…

“Siyaset şeytan işidir, aman uzak durun” dediler. Ama mesele, Amerika ve İsrail menfaatleri olunca, bir anda siyasetin tam ortasında bulurlar kendilerini…

Hatırlanacak olursa, İsrail dokuz vatandaşımızı uluslararası sularda katlettiğinde “İsrail haklı…” demişlerdi. Yine, Saddam İsrail’e skut füzesi attığında ortaya çıkmış “İsrailli çocuklar korkmuştur, Allah’tan korkun! …” demişlerdi.

Saddam asıldı yorumları olmadı, Irak’ta bir milyon Müslüman katledildi yine hiç ortaya çıkmadılar. Libya lideri bir hayvana bile reva görülmeyecek şekilde katledildi, yine sus pus… Aynı Libya’da iki yıl sonra Amerikan elçisi öldürülünce, siyasetin göbeğine dalarak adeta kendilerini parçaladılar.

Bir kez olsun, PKK tarafından katledilen askerlerimize ya da onların acılı ailelerine ağlamadılar. Ya da hunharca öldürülen ve öldürüldükten sonra başları koyunlar gibi kesilen, Suriye askerlerine üzülmediler. Üstelik ülkemizde bunca televizyon kanalına sahip oldukları halde…

Sadece bu mu? Hayır…

Çatılardan atılarak öldürülen Suriyeli postane memurlarını haberlerine konu bile etmediler. Öldürülmüş askerlerin cesetlerine sıkılan binlerce kurşunu ve öldükleri halde çocuklara boğazlatılan esir Suriye askerlerin görüntülerini de, yok saydılar.

Ama odasında ölen kelebek için, bu efendinin ne kadar ağladığını anlatıp durdular haber kanallarında. Kelebeğe bu kadar ağlayıp, sızlayanların gözünde Müslüman, kelebek kadar bile kıymetli değil.

Amerika ve İsrail için akan kan karşısında, üç maymunu oynama siyaseti varlıklarının nedenidir. Bunlar ancak Müslüman’ı uyuşturmak ve yönlendirmek için öterler.

Başlarını koparacak ilahi bir el çıkana kadar ötmeye devam edecekler.

“Yine vakvakladı…”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön