6 Yılın Ardından – 4

 

14 Nisan 2020’den sonra yalnızca bir insan değil, bir fikir hareketi de büyük bir sınavla karşı karşıya kaldı.

Türkiye’de, İslam dünyasında ve hatta dünya ölçeğinde Prof. Dr. Haydar Baş gibi bir insanı, bir Müslüman ve bir Türk lideri bulmak kolay değildir.
Büyük ihtimalle de bundan sonra olmayacaktır.

Bu ifade bir duygunun değil, bir tespitin ifadesidir.
Kimse bunu “yakınlık sebebiyle abartı” olarak değerlendirmemelidir.

Haydar Baş Hazretleri; temsil ettiği ilmi çizgi ve manevi derinlik bakımından, adeta peygamberî mirasın toplum içindeki tezahürü gibi duran; fakat aynı zamanda bir siyasi hareketin başında bulunan bir mü’min-i kâmil, bir insan-ı kâmil idi.

Bu hakikat böyle bilinmelidir.

Tabir caizse Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli’nin bugün yaşadığını ve aynı zamanda bir siyasi hareketin başında bulunduğunu düşünün…

Haydar Baş’ı anlamaya ancak böyle yaklaşabilirsiniz.

Nitekim bu değerlendirme yalnızca bize ait değildir.
Bir dönem bir devlet adamı huzurunda şu cümleyi kurmuştur:

“Sartlar gereği bir parti kimliğiyle vatanınıza ve milletinize hizmet ediyorsunuz.
Ama sizi kimse yalnızca bir partinin genel başkanı olarak görmüyor.
Siz bu çağın Hacı Bektaşısınız.

Bu sözler bir övgüyü değil, ortaya konan etkinin büyüklüğünü anlatır.

Yıllar geçtikçe bazı videolar yeniden gündeme geliyor.
Yirmi, otuz yıl önce söylenmiş sözler…

Ve bugün birebir gerçekleşince insanlar aynı soruyu soruyor:

“Bu nasıl mümkün olabilir?”

Hatta bazıları daha ileri giderek şu soruyu soruyor:

“Haydar Baş kâhin miydi?”

Oysa bunun İslam’daki karşılığı bellidir:
Keramet.

Nitekim söylediği şu söz, bugün hâlâ üzerinde düşünülmesi gereken bir cümledir:

“Hiçbirimiz Korona’dan ölmeyeceğiz ama bize virüs gönderebilirler.”

Bugüne kadar söylediği pek çok söz zaman içinde birebir karşılık bulmuş bir insanın bu cümlesi de ortada durmaktadır.
Fakat ilginçtir ki, o kadar hatırlatmama rağmen bu söz üzerinde durmak isteyen pek çıkmadı.

Daha da ilginci, bazı insanların hâlâ ısrarla şu ifadeyi tekrar etmesidir:

Korona’dan öldü.”

Oysa mesele bir ölüm tartışması değil, söylenen sözün işaret ettiği gerçeği anlamaktır.

Ben bunu defalarca hatırlattım.
Ama belli ki bazı kulaklar duymak istemiyor.

Ey!

Gerçekleri görmek istemeyenler,
bir gün gerçekle yüzleşmek zorunda kalırlar.

Asıl mesele şudur:

Bu kadar geniş ufka sahip bir insanı biz hakkıyla tanıyamadık,
hakkıyla anlatamadık.

Ben kendi payıma 1200 sayfalık iki eser kaleme aldım.
Ama açıkça söyleyebilirim ki; anlatılanlar, anlatılması gerekenin belki yüzde biri bile değildir.

Onu anlatmak için belki de

bir üniversite,
bir düşünce enstitüsü,
bir araştırma merkezi gerekir.

Çünkü o, sarp kayalıklar arasında bir gül yetiştirmek için ömrünü dikenlere katlanarak geçiren bir insandı.

En doğru yol, hayatını ve eserlerini okumaktır.

Çünkü mesele yalnızca bir insanın hayatı değildir.

Mesele;
bir fikir sistemi,
bir tez bütünlüğü,
bir medeniyet tasavvuru meselesidir.

Nitekim daha önce de ifade edildiği gibi:

Haydar Baş sadece Haydar Baş değildir.

O bir aile reisidir — evlatları vardır.
O bir hocadır — talebeleri vardır.
O bir fikir adamıdır — takipçileri vardır.
O bir yol önderidir — izinde yürüyenler vardır.

Ama bütün bunların ötesinde o, bir fikirdir.

Dünya ölçeğinde bakıldığında, ekonomi tezi olan tek siyasi hareketi ortaya koymuştur.

Bugün küresel ekonomide tartışılan birçok başlık:

  • Dolar–Yuan gerilimi
    • Euro–Dolar dengesi
    • Milli Paralarla Ticaret arayışı

yıllar önce ortaya koyduğu tezlerin etrafında şekillenmektedir.

Pandemi sürecinde dahi devletlerin bu fikirlere yönelmek zorunda kalması bunun açık göstergesidir.

Küresel ölçekte ekonomi alanında,
bölgesel ölçekte ise inanç ve kültür alanında,

Haydar Baş’ın ortaya koyduğu düşünce sistemi hâlâ etkisini sürdürmektedir.

Şii–Sünni meselesinde tevhidin merkezini Ehl-i Beyt olarak ortaya koyması ve bunu ilmî temellere dayandırması ciddi bir fikrî kırılmadır.

Atatürk meselesini ise tartışma alanından çıkarıp farklı bir zemine taşımıştır.

“Atatürk vatandır.”

Bu cümle sıradan bir söz değildir.

Bir yorum değil;
bir konumlandırmadır.

Haydar Baş demek;

fikir demektir.
düşünce demektir.
tez demektir.

Fakat 14 Nisan 2020’den sonra süreç farklı bir yöne evrilmiştir.

Ortaya koyduğu fikrî miras ve yetiştirdiği insan profili zamanla çözülme ve dağılma sürecine girmiştir.

Bir fikir etrafında yürüyen hareket yerine, zamanla daha çok kan bağı etrafında oluşan bir birliktelik ortaya çıkmıştır.

Burada mesele kişiler değildir.

Mesele yöntemdir.

Hayattayken hareketin başına devlet tecrübesi olan, bürokrasi ve siyaset deneyimi bulunan bir ismin gelmesi gerektiğine dair bazı düşünceler dile getirilmişti.
Bunu hocam ilan bile etmişti.

Fakat vefatından sonra süreç farklı bir istikamete yöneldi ve yönetim evlat ekseninde şekillendi.

Elbette evlat da siyaset yapabilir.
Bu onun da hakkıdır.

Ancak bir fikrî hareketin yönü ile bireysel siyasal alan aynı şey değildir.

Çünkü babadan oğula anlayışın hâkim olduğu yerde çoğu zaman fikir geri plana düşer; kurumsal akıl ise zamanla zayıflar.

Bu sadece bu harekete özgü bir durum değildir.

Tarih boyunca birçok fikrî hareket aynı kırılmayı yaşamıştır.

Bugün gelinen noktada en büyük sorun da budur.

Bir zamanlar fikir üreten bir yapı…

Zamanla daha kapalı ve içe dönük bir hale dönüşmüştür.

Oysa fikir açık alanda büyür, kapalı alanda küçülür.

Baştan aşağı akan bir nehri alıp göle çevirmek gibi…

Gölde sakinlik vardır ama hareket yoktur.
Nehir kokmaz; fakat göl zamanla kokar.

Hareketin olmadığı yerde üretim de azalır.

Bugün yaşanan tablo biraz da budur.

Onca yetişmiş insan…

Zamanla üretimden uzaklaşmış, heyecanını kaybetmiş; tartışma yerine suskunluğu tercih etmiştir.

Bu da doğal olarak fikrî bir zayıflama doğurmuştur.

Türkiye’nin güçlü bir fikrî damar olarak gördüğü bir hareket, zamanla kendi içine kapanan bir forma dönüşmüştür.

Oysa

fikirler şahıslardan büyüktür.

Ve yanlış temsil, en doğru fikri bile zamanla zayıflatabilir.

Tarih, fikri olanları değil; fikri taşıyamayanları yargılar.

Ve tarih çoğu zaman şu gerçeği yazar:

Fikirler ölmez.
Ama onları taşıyamayanlar tarihin kenarında kaybolur.

6 Yılın Ardından – 4
Başa dön