Ülkemizde birçok mesele din ve laiklik etrafında tartışılmaktadır. Bu da tartışılan konular üzerinde sağlıklı bir değerlendirme ve çalışma yapmayı engelliyor. Problemler çözüm yerine iyice çözümsüzleşiyor; bir kör dövüşüne dönüşüp insanımızı kamplara bölüyor. Bu kör dövüşten millet ve devlet zarar görmüş, düşmanları ise bu kamplaşmadan dolayı hep nemalanmıştır.
28 Şubat sonrası; sekiz yıllık kesintisiz eğitimi getiren kadro; bunu laiklik gereği yaptıklarını söylemişlerdi. Sekiz yıl kesintisiz eğitim dönemi İmam hatiplerin ve Kur’an kurslarının önünü kesmiş oluyordu.
Buna karşı çıkanlar o günlerde bu eğitime kesin dinsiz eğitim diyerek haklı tepkilerini ortaya koymuşlardı. Bu baskıların sonucu olarak AKP doğmuş ve ABD için maksat hâsıl olmuş, darbeden hedeflenen sonuç alınmıştı.
O gün kesintisiz eğitime kesin dinsiz eğitim diyen şimdiki iktidar mensupları; dinsiz dedikleri bu eğitim sistemini on yıldır uyguluyorlar, 28 Şubat sürecinde mecburu eğitim beş yıldan sekiz yıla çıkarılmışken, AKP hiç işin alt yapısını hesap etmeden on iki yıla çıkarıyor, ancak kesintili olarak. Tabii darbecilerin çıkardığı sekiz yıl kesintisizi de muhafaza ederek.
AKP iktidarının icraatlarında bugüne kadar millet lehine bir tek icraatını duymadım. Özellikle Eğitim-Öğretim konusunda o kadar yanlış ve kanunsuz uygulamaları var ki hepsini bu köşeden anlatmak mümkün değildir. Eskiden milli eğitim politikaları hükümetlere bağlı olarak değişirdi, şimdi ise bakan değiştikçe değişiyor.
İktidar bu yeni tartışmalarla tüm okullara papazları sokmak istiyor. Çünkü bunların dinden anladığı ve kastettiği maalesef İslam değil, okullarda subayın dolaşmasında rahatsız olanlar, buralara papazları sokmak istiyor. Dindar bir nesil yetiştirmek istiyorlardı ya; işte bunu da papazlarla yapacaklar galiba.
Taksime camii diyerek yola cıktılar, iktidarlarında camiden vazgeçtik, tekbirlerle kiliseler açtılar, papazlara camilerde ayin yaptırdılar. 28 Şubat baskıları bunların ilham kaynağı; millete yedirdikleri her naneyi bu baskıları kullanarak yaptılar.
Şimdi de din özgürlüğü adı altında; okullara üç dini de sözüm ona seçmeli ders olarak koymayı planlıyorlar. Tabii bu üç dinin içinde Hz. Peygamberin getirdiği İslam yok, peygamber de yok; tıpkı bedava dağıtılan din dersi kitaplarında olmadığı gibi.
Öteden beri açmayı düşündükleri Heybeliada Ruhban Okulu’nu da bu paketle açacaklarını tahmin ediyorum. Yani konuşulan, hiçbir özgürlük bizim için değil, “Her şey Türkiye için” yapılıyor.
İktidarın; bir elinde “28 Şubat sopası”, bir elinde “Haçlı havucu”, insanımızı bu sopa-havuç politikasıyla kavuşacağı her hakka ancak, Haçla birlikte sahip olabileceğine inandırıldı.
Ekmek arası peynirle uyuşturucuya alıştırılan çocuk gibi uyuşturulmuş, ne istediğini dahi bilmiyor artık. Ne verirsen yiyor, ekmek arası Amerikan demokrasisi yanında ekmek arası Haç alarak, Haçlılaştırıldı.
Ülkesinde olup biten her şeyden soyutlanmış, düşüncesi karışık, duyarsız, tarihi ve imani refleksten mahrum “ama” ve “fakat”larla başlayan cümlelerden sonra batıya iman eden, Allah yerine yegâne güç sahibinin ABD olduğuna inanan Atlantik’in kullarının yetiştiğini görüyoruz.
İktidarın verdiği bu eğitimin; kesintili veya kesintisiz olmasının bir önemi yok Kesin dinsiz olduğu ortada…